Mavi Dünya Okulları Logosu
  • +90 224 244 44 44
  • Atatürk Köşesi
  • DUYURULAR
  • MAGİSTUM
  • YEMEK LİSTESİ
  • 16.Yıl Başlat Durdur

CUMHURİYET’TEN BEKLEDİĞİMİZ

Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa'ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kütlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Bir kadının, elinde bir kâğıtla Atatürk'e yaklaştığı görüldü. Zayıf bir kadındı. Ata'nın yolunu keserek titrek bir sesle:

-Beni tanıdın mı oğul? dedi... Ben sizin Selanik'te komşunuzdum. Bir oğlum var: Devlet Demir Yolları'na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat Müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz söyleyiniz.

Atatürk'ün çelik bakışlı gözleri samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler yaparak ve yüksek sesle:

-Oğlunu almadılar mı? dedi. Ben salık verdiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar... İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak...

Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu. Ve Atatürk adeta kendinden geçercesine dolu bir sesle:

-İşte Cumhuriyetten beklediğimiz sonuç... diyordu.

Hulusi Köymen

Kaynak: Uludağ Dergisi, 1941

KAHRAMAN TÜRK KADINI

Mustafa Kemal istasyondan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:

-"Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"

Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.

Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:

-"Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."

Kaynak: Taha TOROS

17 Mart 1923 Tarsus

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı söylevi hazırlıyordu. Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu. Ben ne diyebilirim? Hiç... Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:

-Bu memleketin efendisi kimdir?

Düşündüm. Karşılığı o verdi:

-Türk köylüsüdür, dedi. Ve devam etti:

-Türk köylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!

Prof. Mahmut Esat BOZKURT

Kaynak: Tan Gazetesi, 10.11.1942

ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:

-Sen güreş bilir misin?

Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.

Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:

-Haydi, bir de benimle güreş!

Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:

-"Atam," dedi. "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

Tahsin UZER

Kaynak: Millet Dergisi, 1946

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk’ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O’na “Başöğretmen” denilmeye başlanmıştı.

Aslında, adlandırmada geç kalınmıştı.

Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra, bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:

-Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak isterdiniz?

Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:

-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk kültürünü yükseltmeye çalışmak en büyük amacımdır.

Ondan sonra Atatürk nerede görülse, mutlaka orada bir okula girer, öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.

Birgün Atatürk’ün yolu köy okuluna düştü. Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.

Atatürk sınıfa girince, öğretmen kürsüsünü terk etti.

Atatürk:

-Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz, dedi. Eğer izin verirseniz bizde sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

İZMİR SUİKASTİ

İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:

Ziya Hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:

-Sen Mustafa Kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?

-Evet, dedi. Ben yine sordum:

-Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?

-Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.

-Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?

-Hayır.

-O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?

-Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi. Biz de öldürecektik.

O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:

-Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim.

Benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Yahya Galip KARGI

GENELGE İLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler'de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler'e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:

-Depremden çok zarar gördün mü, baba? Diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:

-Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin?

İhtiyar :

-Valla Padişah bilir! Dedi

Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:

-Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?

İhtiyar tekrar etti:

-Padişah bilir!

Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam'a döndü:

-Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi

Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:

-Köylere genelge yolladık Paşam, dedi. Atatürk'ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:

-Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!"

Ahmet Hidayet Reel

Mavi Dünya’dan Haberler

NELER OLUYOR? TÜM HABERLER

Karne Günü

2019-2020 Eğitim Öğretim yılı I.Döneminin sonu olan 17 Ocak Cuma günü, öğrenciler karne heyecanı ve tatil sevincini birlikte yaşadılar. Yoğun bir eğitim-öğretim döneminin ardından, emeklerinin verdiği s

DEVAMI
Karne Günü

Karne Günü

2019-2020 Eğitim Öğretim yılı I.Döneminin sonu olan 17 Ocak Cuma günü, öğrenciler karne heyecanı ve tatil sevincini birlikte yaşadılar. Yoğun bir eğitim-öğretim döneminin ardından, emeklerinin verdiği s

DEVAMI
Karne Günü

Ön Kayıt Başvurusu

Mavi Dünya Ailesine katılmak için buraya tıklayarak başvuru yapabilirsiniz.